27 Şubat 2014 Perşembe

BİRİNCİ

Klasik bir registration dönemi, biz tabi ders araştırıyoruz falan. Seçmeli olarak gözüme kestirdiğim bir iki derse consent göndermişim yine. REJECTler geliyor gidiyor derken registration dönemlerinde irtibatlı çalıştığım bir arkadaşımın(S.A.) "pred485ekle" kodlu ders ile ilgili mesajını görünce düşünmeden ders derstir diye ekledim. Ekledikten sonra tabi ders hakkında araştırmalarımız başladı ve sonucunda bunun bir drama dersi olduğu kanaatine vardık. Değilmiş.

Bu noktadan sonrası daha güzel. Dersimize girdik. Drama değil, doğaçlama dersiymiş. Hoca konuşuyor biz dinliyoruz, biz konuşuyoruz hoca dinliyor, sohbet havasında başladık derse. Sonradan yavaş yavaş İnanç hocamın dersle ilgili beklentilerini, bize kazanımlarının ne olacağını anladık. Spontane gelişen olaylarda genel olarak ne yapacağımızı bilemeyebiliyoruz, heyecandan insan şaşırabiliyor. Topluluk karşısında konuşurken her an gidebilecek o özgüvenimizi kontrol edebilir miyiz? Bu sıkıntıları aşmak amacındayız.

Sohbet faslından sonra geldi sıra hocamızın bize yaptıracağı aktivitelere. Dışardan bakan biri "yahu bunlar n'apıyor?" diyebilir. Ama ders esnasında kimsenin bunun farkına vardığını sanmıyorum. Çünkü kendinizi birden o grubun enerjisine kaptırıyorsunuz. Kesinlikle bu enerji bile size güven veriyor. Ayrıca, kelime aktivitesinde doğaçlama yapalım derken saçmalamalarımızın bir sınırı olmadığını da görmüş olduk. Ama daha yolun başındayız olur o kadar. Tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki bir dersten bu kadar keyif alacağımı düşünmezdim. Önümüzdeki maçları bekliyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder